2011’den beri Fransa’da yaşayan Türk öğrencinin oturum mücadelesi Strasbourg İdare Mahkemesinden döndü. Yükseköğreniminde 2020 sonrasında ilerleme gösteremediğine hükmeden mahkeme, öğrenci oturumunun yenilenmemesini ve Fransa’yı terk kararını hukuka uygun buldu.
Fransa’ya öğrenci vizesiyle gelen ve yıllarca öğrenci oturumuyla ülkede kalan Türk vatandaşı, yüksek lisans eğitimindeki tekrarlar ve farklı bölümlere yaptığı kayıtların ardından oturumunu kaybetti. Strasbourg İdare Mahkemesi, 13 Ekim 2026 tarihli kararında Bas-Rhin Valiliğinin oturum yenileme talebini reddeden ve ülkeyi terk etmesini isteyen işlemine karşı açılan davayı reddetti.
Karara göre öğrenci, 16 Eylül 2011’de uzun süreli öğrenci vizesiyle Fransa’ya yasal olarak giriş yaptı. Öğrenci statüsündeki oturum belgeleri Ocak 2025’e kadar düzenli olarak yenilendi.
22 Şubat 2025’te yeniden oturum başvurusu yaptı. Ancak Bas-Rhin Valiliği, 4 Aralık 2025’te başvuruyu reddederek kendisine Fransa’yı 30 gün içinde terk etme yükümlülüğü getirdi.
Öğrenci, bu işlemin iptali ve kendisine öğrenci ya da özel ve aile hayatı kapsamında oturum verilmesi için mahkemeye başvurdu.
Dosyada uzun ve kesintili bir üniversite geçmişi yer aldı. Öğrenci, ilk yıllarda B2 düzeyinde Fransızca diploması ve dil öğretimi alanında bir maîtrise elde etti. Daha sonra sahne sanatları ve görsel-işitsel çalışmalar, dil öğretimi ve modern edebiyat gibi farklı programlara kaydoldu; bu programlardaki çeşitli eğitim yıllarını tamamlayamadı.
2019–2020 döneminde ise Türk dili ve kültürü çalışmalarını içeren yüksek lisans programının ilk yılını başarıyla bitirdi. Ancak aynı programın ikinci yılında üç kez sınıf tekrarı yaptı ve bu süreç 2024’e kadar uzadı.
Ardından yön değiştirerek 2024–2025 döneminde C1 düzeyinde Fransızca üniversite diplomasını aldı. Mahkeme, buna rağmen yükseköğreniminde 2020 sonrasında yeterli ilerleme gösteremediği değerlendirmesini benimsedi.
Davanın dikkat çeken ayrıntılarından biri, valiliğin öğrencinin beş yıldır hiçbir diploma alamadığı yönündeki gerekçesi oldu.
Mahkeme, öğrencinin 2024–2025’te aldığı C1 diploması nedeniyle bu tespitin doğru olmadığını belirtti. Ancak bu hata, oturum reddinin iptalini sağlamadı. Heyet, yükseköğrenimde ilerleme bulunmaması nedeniyle valiliğin bu hatalı gerekçeye dayanmadan da aynı kararı vereceği sonucuna vardı.
Öğrenci, okumayı etkileyen ilerleyici bir görme rahatsızlığı bulunduğunu ve kendisi için yüzde 50 ile yüzde 80 arasında işlev kaybı oranı tanındığını bildirdi. Eğitimine paralel olarak eğitmenlik yaptığını da savunmasına ekledi.
Mahkeme ise sunulan belgelerin, sağlık durumu ve çalışma faaliyetinin birbirini izleyen eğitim başarısızlıklarını açıkladığını ortaya koymadığına hükmetti. Öğrencinin rahatsızlığı nedeniyle eğitiminde uyarlama talep ettiğini de belgelemediğine dikkat çekti.
Öğrenci, dernek faaliyetleri kapsamında ve OFII bağlantılı çalışmalarda Fransızca dersleri verdiğini, ülkede çalıştığını ve sosyal bağlar kurduğunu anlattı.
Heyet, ülkede uzun süredir bulunmasının tek başına oturumun yenilenmesini gerektirmediğini değerlendirdi. Bekâr ve çocuksuz olan öğrencinin Türkiye’de aile bağlarının kalmadığını veya Fransa’da özellikle güçlü kişisel bağlar kurduğunu kanıtlamadığına hükmetti. Sunulan çalışma belgelerini de dosyanın bütünü içinde yeterli görmedi.
Strasbourg İdare Mahkemesi, 13 Ekim 2026’da öğrencinin iptal taleplerini reddetti. Böylece 4 Aralık 2025 tarihli oturum reddi ve 30 günlük ülkeyi terk yükümlülüğü mahkeme tarafından iptal edilmedi.
Bu dosyada belirleyici olan, yalnızca bir sınıf tekrarı değil; yıllara yayılan eğitim geçmişi ve öğrenimin gerçek ve ciddi biçimde sürdürüldüğünün gösterilememesi oldu. Karar, “yüksek lisansını beş yılda bitiremeyen her öğrenci otomatik olarak sınır dışı edilir” şeklinde genel bir kural getirmiyor.