Hayatının büyük bölümünü Fransa’da geçirmek, çocuk sahibi olmak, çalışmak veya üniversite eğitimi almak… Ülkede kurulan hayat, bazı dosyalarda sınır dışı kararını durdurmaya yetmiyor. Entegrasyonun ve aile bağlarının sağladığı koruma tartışılırken, Ulusal Meclis raporundaki yıllık karşılaştırmada valiliklerin kamu düzeni gerekçeli sınır dışı kararlarının yüzde 55,5 artması dikkat çekiyor.
Ulusal Meclise sunulan resmî raporda, valiliklerin kamu düzeni gerekçeli sınır dışı kararlarının sayısı karşılaştırılan iki ardışık yılda 731’den 1.137’ye yükseldi. Bu, bir yılda 406 ek karar ve yüzde 55,5 artış anlamına geliyor.
Söz konusu veri, idari sınır dışı işlemi olan “expulsion” kararlarını kapsıyor. Ülkeyi terk etme yükümlülüğü getiren OQTF’lerle aynı kategori değil. Aynı raporda OQTF kararları da yaklaşık yüzde 6 artış gösteriyor. Bu rakamlar, karar verilen herkesin fiilen sınır dışı edildiği anlamına gelmiyor.
Mahkeme kararına konu Türk vatandaşı, çocukluğunu ve yetişkinlik hayatının büyük bölümünü Fransa’da geçirdi. Yetişkin olduktan sonra aldığı oturum kartları da uzun yıllar düzenli olarak yenilendi.
Hakkındaki sınır dışı kararına yaptığı itirazı inceleyen mahkeme, tekrarlanan mahkûmiyetleri ve eski eşine yönelik şiddeti belirleyici buldu. Kararda, kişinin cezaevinde 13 yıldan fazla kaldığı ve kamu düzeni açısından ciddi, güncel bir tehdit oluşturduğu belirtildi.
Belge, kişinin fiilen Türkiye’ye gönderildiğini doğrulamıyor. Kesin olarak ortaya koyduğu sonuç, sınır dışı kararının iptal edilmesi talebinin reddedilmesi.
Kişi; üç kız çocuğunu, kardeşlerinin Fransa’da yaşamasını, yeniden birlikte yaşamaya başladığını söylediği partnerini ve süresiz iş sözleşmesini öne sürdü.
Yabancıları sınır dışı etme komisyonu da kişinin sınır dışı edilmesine karşı görüş bildirmişti. Valilik bu görüşü izlemedi; mahkeme de iptal talebini reddetti.
Başka bir yargı dosyasında, uzun süredir Fransa’da bulunduğunu ve bilgisayar alanında yüksek lisansın ilk yılını tamamladığını belirten bir Gine vatandaşının itirazı da reddedildi.
Bu kişinin OQTF’si, süresi biten oturum kartının yenilenmemesine dayanıyordu. Mahkeme; artık öğrenci olmamasını, işinin bulunmamasını ve ileri sürdüğü kalış süresinin tek başına güçlü kişisel ve ailevi bağları kanıtlamamasını gerekçe gösterdi.
Uzun süreli yerleşim, evlilik ve aile hayatı hukuken önemini koruyor. Bunların varlığı, her koşulda ülkede kalmayı garanti etmiyor. Kamu düzeni gerekçeli sınır dışı işlemlerinde, mevzuattaki istisnalar nedeniyle bazı korumalar kaldırılabiliyor.
Aile bağları ve entegrasyonun sonucu değiştirdiği kararlar da bulunuyor. Başka bir dosyada mahkeme, evliliğin gerçekliğini ve kişinin mesleki-sosyal uyumunu değerlendirerek OQTF’yi iptal etti. Sonucu belirleyen, yalnızca ülkede geçirilen yıl sayısı değil; kurulan hayatın niteliği ve kararın hukuki gerekçesi.